Avukatlar bir araya geldi. 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle düzenlenen yemekli etkinliğe çok sayıdaki avukat katıldı. Grand Otel’de düzenlenen etkinliğe Belediye Başkanı Feyat Asya, Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Kaya, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ahmet Hamdi Bayar, avukatlar ve aileleri katıldı.
Yemekte konuşan Baro Başkanı Ferudun Taş: 5 Nisan avukatlar günü münasebetiyle düzenlemiş olduğumuz programa hoş geldiniz. Türkiye Barolar Birliği genel kurulu1987 yılında aldığı bir kararla her yıl 5 Nisan Avukatlar günü olarak kutlanmaktadır. Öncelikle şahsım ve yönetim kurulu adına tüm meslektaşlarımızın avukatlar gününü kutluyor, bu vesile ile hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tüm kurum ve kurallarıyla hayata geçmesini, Türkiye Halklarının barış ve güven içerisinde yaşamalarını diliyorum. Sistemin demokratikleşmesi, devletin hukuk devleti olması, bireylerin hukukun koruması altında korkmadan yaşamlarını sürdürmeleri, yargının bağımsız ve tarafsız olması ile mümkündür.Bağımsız ve tarafsız yargı ile adalet gerçekleşebilir.
Bu ülkede yargının bağımsızlığı da tarafsızlığı da her zaman tartışma konusu oldu. Bugünde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir.Özel mahkemelerin kaldırılması bu alanda atılan önemli bir adımdır, ancak yeterli değildir.Yargıyı bağımsız ve tarafsızlaştıracak, yargı reformu mutlaka Avrupa normlarına uygun olarak bir an önce gerçekleştirilmelidir. Adil ve demokratik bir toplumda yargılamanın gerçek anlamda bağımsızlığın en temel şartı savunmadır, avukatlardır. Avukatlar özgür ve bağımsız bir şekilde mesleklerini icra edemediği toplumlarda; adaletten, adil yargılama hakkından ve bireylerin hukuki güvenlerinden söz etmek mümkün değildir. Onun için herkes için adalet, adalet için avukat sözünü zihinlerde nakşetmeliyiz. Temel hak ve özgürlüklerin en büyük güvencesi hak arama özgürlüğüdür.
Bu özgürlüğü bireyler avukatlar aracılığıyla kullanmaktadır. Avukatlık kanununun 1. maddesinde Avukatlar yargının kurucu unsuru olup, bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder demektedir. Molierac’ın kimseye ne müvekkile, ne hakime nede iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiçbir hiyerarşik üstte tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar köle kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı. demektedir.
Molierac’ın bu anlamlı sözü mesleğimizin onurunu ve vakarını yeterince ifade etmektedir. Genel anlamda avukatlık mesleği ve avukatlık hakkındaki düzenlemeler çağdaş ülkelerin gerisinde kalmıştır. Hakim ve savcıların sayısının yetersizliğine rağmen avukat sayısında ki kontrolsüz artış ve bazı kamu kurumlarında meslektaşlarımıza yapılan muameleler biz avukatları endişelenmektedir.CMK ve adli yardım dosyalarında görevlendirilen avukatlara ödenen ücret mesleğimizin onurunu zedelemektedir. Bu konuda yeni düzenlemeler beklemekteyiz.
Avukatlık kanunu 76. maddesi Hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak’’ görevini açık bir şekilde barolara vermiş bulunmaktadır. Bu sebeple toplumdaki tüm hukuk ve insan hakları ihlallerine avukatlar yasal müdahildir. Her avukat aynı zamanda insan hakları aktivistidir.
Ancak bu haklarımızı kullanırken tarafsız ve adil olmak zorundayız. Bir kavme olan kinimiz bizi asla adaletsizliğe sevk etmemelidir. Farklılıklarımızla birlikte bir arada yaşamanın yolu kendimiz için istediğimizi, başkaları içinde istemekten geçer. Renklerimizin ve dillerimizin farklı olması farklı etnik kökenlerden olmamız bir sorun olarak değil zenginlik olarak kabul edilmelidir.Fakat farklılıklarımız bu ülkede maalesef birçok soruna neden olmuştur..Bu sebeple Türkiye de yaşayan halklar ve özellikle Kürt halkı çok sıkıntılar çekmiştir.
Bunun sonucunda Kürt meselesi- Kürt Sorunu şeklinde tanımlanan sorun gündeme girmiştir. Bu meseleye eşitlik ve adalet temelinde kalıcı çözümler beklemekteyiz. Özellikle bir yıldır bu meselede silahların ve şiddetin devreden çıkarılması bizleri memnun etmiştir.
Demokratik bir toplumda ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlü sayılabilecek birçok eylem ve etkinlik nedeni ile herhangi bir şiddet bulaşmayan birçok siyasetçi, ve aktivist halen cezaevinde tutuklu olarak yargılanmaktadır.Özellikle doksanlı yıllarda işlenen faili meçhul ve köy yakmaları ile ilgili dosyaların çoğu zaman aşımına uğramış, yargılamada hiçbir mesafe alınmamış, failler yargı önüne çıkarılmamış, yargı önüne çıkarılan faillerde berat etmişlerdir. Avukatlara eskiden Muhami derlermiş. Muhami; hakkı kaybolanın hakkını arayan, sığınılan kişi anlamındadır.
Böyle kutsal bir mesleği ifa ettiğinizi unutmayalım diyor. Ve hepinize selam ve saygı sunuyorum dedi. Yemeğe katılan Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Kaya ise : Bilindiği gibi litaratürde hukuk devleti temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve kişilere hukuki güven sağlayan devlet olarak tanımlanmaktadır. Anayasamızın herkese meşru bütün vasıt ve yollarından faydalanmakta suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hükmün iddia ve savunma arasındaki vaz geçilmez bağı açıkça ortaya koymaktadır. Hak ve özgürlükler kullanılınca yeni yaşama geçince anlam ve değer kazanır. Hak ve özgürlüklerin yaşama geçirilmesi savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünün varlığına bağlıdır. Bu nedenle savunma hakkı da kişinin yaşama hakkı kadar önde gelen kutsal bir haktır. Çünkü, hak arama özgürlüğü ve savunma hakkı bulmadan kişinin özgür ve mutlu yaşamasına imkan bulamadığı gibi savunma hakkıda olmadan diğer hak ve özgürlüklere kavuşmak da söz konusu değildir. Savunma hakkının önemli de buradadır. Savunma hakkı ve hak arama özgürlüğü hukuk devletinin ve demokrasisinin temel ölçüsüdür. Lozan anlatmasının 39. Maddesinde resmi dil mevcut olmakla beraber Türkçeden başka bir dil konuşmasına Türk vatandaşlarına mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri için uygun kolaylıklar gösterilecektir.
Hüküm karşısında hukuk sistemimizde savunma hakkı konusunda 2013 yılında gerekli adım atılmış ve CMK’da yapılan değişiklikler kişilerin kendilerini anadilde savunma yapabilme imkanı tanınmıştır. Bunu önemsemek gerektiğini ayrıca bu hakkın kötüye kullanılmaması yalnızca hukuk zemininde ele alınmasının uygun olacağını düşünüyorum. Adaletin temel üç ayağı vardır: Tez-antitez ve sentez. Yani iddia- savunma ve hüküm sadece bir tarafı dinlemeden verilen karar doğru olsa bile adil olmaz. Adalet devletin farklı amacı ve onurlu yaşamanın adıdır. Kişinin işlediği suç vasıf vemahiyeti ne olursa olsun kendisinin savunma hakkı vermek hukuk devleti olmanın gereğidir.
Zira ifade istifade içindir Bu denklemde Avukatlar yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederler. Görevlerini bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanını gerektirdiği saygı ve güven uygun biçimde davranmakla yükümlüdürler. Hukukun temel evrensel değerleri olan Hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı, adil yardılanma hakkı, suçların şahsiliği, yargının güven ve saygınlığı, bağımsızlık ve tarafsızlığı, hakkaniyetli karar verme, ülkenin menfaatlerini ve ulusalarası saygınlığının koruma, yargısız infaz anlamına gelebilecek yaklaşımlar gibi ilke ve prensipleri dile getirme, koruma ve uygulanmasını sağlamak konusunda savunma makamı olan avukatlarımıza büyük görev düşmektedir. Kısacası hukuk bulandırılmadığı ve ihlal edilmediği sürece teneffüs ettiğimiz gibi hayati bir önem taşımaktadır.
Hepimizin ona ihtiyacı vardır. Sözlerimi avukatlarımıza serlevha yaptığı güzel bir sözle bitirmek istiyorum. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı. Avukatlar sadece hukuk ve adaletin hizmetinde olmalarını arzuluyoruz. Tekrar avukatlar gününü kutluyorum dedi.
Muş Ovası Gazetesi


